Kıymetli Madenler & Enerji – Haftalık Değerlendirme ve Gelecek Takvimi

Bu hafta benzinin ortalama fiyatı 5 dolar oldu ve çoğu Amerikalı fiyatların daha ne kadar artacağını merak ediyor.

Sadece bir dahakine depolarını doldurduklarında ne kadar maliyeti olacağını hesaplamak yerine petrol rafinerileri, toptan satıcılar ve perakendeciler tarafından pompada bu fiyata yol açan fiyat sabitleme mekanizmasını ve tüketiciler olarak fiyatların düşmesine nasıl destek olabileceklerini öğrenmeleri daha faydalı olabilir.

Evet, yakıt fiyatları denince işin içine “sabitleme” giriyor. Ancak bunun fahiş fiyatla aynı anlama gelip gelmediği, gerçeklerin yorumlamasına ve pompa fiyatını anlamaya bağlı.

Joe Biden’in fosil yakıtlarla ilgili “düşmanca” veya “yıkıcı” politikaları ve medyada düzenli olarak gördüğümüz “Ukrayna savaşı” ya da “Putin’in fiyat artırımları” dışında enerji fiyatları yaz/kış mevsimselliğinden, çevresel uyum maliyetlerinden, rafineri bakım programlarından, vergi artışlarından, doların gücü/zayıflığı ve vadeli işlemler piyasasından ve nihayet ürün talebinin kendisinden etkilenir.

Benzin için maliyet üç aşamaya ayrılır: ham petrol, rafineri “çatlağı” (refiner crack) veya kârı ve perakendeci ve diğer kâr marjları.

Ham petrol ve benzinin fiyatları herkesin malumu: WTI Cuma gününü 120,47 dolar ile bitirirken benzin 5 dolar seviyesinde.

Daha az bilinen ise istasyonlar arasındaki fiyat farkları ve Amerika’da en yüksek enerji fiyatlarına sahip Kaliforniya eyaletinde yakıt için “gizli ek ücretlerin” arkasındaki mekanizmadır. Bunlara bakacağız.

Öncelikle ABD dışında rafineri marjı olarak da bilinen rafineri çatlağına göz atalım. Cuma günü bu 53,34 dolardı. Bu, 120 dolarda (basit matematik için varil başına fiyatları yuvarlayarak hesaplıyoruz) alınan her ham petrol varili için rafinerinin 53 dolar, yani %44 getiri elde etmesi anlamına geliyor. Bunun siz tüketicilerle alakasını kurmak için şöyle söyleyeyim; ham petrol fiyatına bu çatlağın eklendiği bir temele dayanıyorsa rafine edilmiş her petrol varili için 173 dolar civarı ödüyorsunuz. Aslında her zaman bundan daha fazlasını ödersiniz.

Sebebi şu: benzinin çıkarılma (crack) işlemi, her varilin bir varil benzin ürettiği varsayımına dayanan 1:1 veya her üç varilin iki varil benzin ve bir varil distilat ürettiği daha kapsamlı 3:2:1 formülünü kullanır. Formül ne olursa olsun ortalama her varil, 20 galon civarı benzin, jet yakıtı için dizel ve kerosen olan 12 galon distilat ve 10 galon da düşük getirili diğer enerji ürünü üretiyor.

Gelir anlamında benzin için bu, 20 galonun Cuma günkü pompa fiyatı olan 5 dolarla çarpılarak galon başına 100 dolar olması demek. Distilat için 12 galon, Cuma gününden itibaren dizelin ortalama fiyatı 5,77 dolar ile çarpılıyor. Bu da yuvarlarsak 69 dolar daha.

İkisini ekleyince 170 dolar elde ediyorsunuz – yukarıda yazdığım 173 dolarlık ham petrol-çatlak kombinasyonunun biraz altında. Varildeki 10 galonluk çeşitli enerji ürünlerinin dengesi, galon başına 3 dolarlık bir çatlak fiyatında bile 30 dolar daha getiri sağlayacaktır. Üçünü toplayınca 200 dolar ediyor, tüketicilerin rafine edilmiş bir varil yakıt karşılığında ödediği miktar. Bu, bir varil ham petrole göre 80 dolarlık prim, %67 oranında gerçek bir rafinaj primi gösterir.

Gerçek şu ki yakıt rafinaj ve dağıtım endüstrisi, genellikle bir varil ham petrol üzerinden %50 ila %80 birleşik kâr marjına sahiptir ve bunu iki yıllık koronavirüs pandemisi sırasında bile sürdürdü.

2020 Nisan ayında salgın yüzünden talepte yaşanan yıkımın zirvesinde, benzin çatlak marjı (spread) 5 dolar civarında iken WTI için bu ortalama 18 dolardı.

2020 Nisan ayında benzinin pompa fiyatı ortalama 1,50 dolardı. Çatlak marjına göre 20 galon benzin, tüketici için 30 dolarlık maliyet demek olurdu. Dizel o zaman ortalama 2 dolardı, yani 12 galonun tüketici için dizel maliyeti 24 dolar anlamına geliyordu. Kalan 10 galonluk diğer ürünleri eklemeden bu ikisini toplayın, 54 dolar. Bu, o zaman 18 dolarlık bir ham petrole göre 36 dolar prim, yani %100 getiri demek.

Buna rağmen bu, pandemi döneminde fahiş yakıt fiyatları olduğu anlamına gelmiyor. Hatta 2020 Nisan ayında yakıt için neredeyse hiç talep yoktu. Varil başına 36 dolarlık yakıt varken muhtemelen her gün yalnızca ufak bir kısmı satılıyordu.

Yeterli yakıt satıp satmadıklarına bakılmaksızın kiralamalar, ücretler ve bakım gibi aylık sabit maliyetleri olduğundan yakıt istasyonlarının, zaman zaman normalden daha fazla fiyat çekmesi gerekir. Pandemi sırasında satılmayan yakıtı telafi etmek için rafine edilmiş bir ürünün gerçek priminin daha yüksek olması kabul edilebilir. Aksi takdirde benzin istasyonları, kapanan bazı rafineriler gibi devre dışı kalır ve bizi bugün yaşadığımız gaz fiyatı krizinden kısmen sorumlu olan yetersiz rafinaj kapasitesiyle baş başa bırakırdı.

Yine de fiyatlandırma mekanizması konusunda ileriye dönük olmayarak fahiş fiyat pratiğinin gerçekleşmenin de ötesinde şok edici seviyelerde olduğu bir endüstri, kabul edilemez.

Mesela: Kaliforniyalı milletvekilleri ve tüketici savunucuları, vergileme pratiklerindeki farklılıkları ve eyaletin katı düzenleyici zorunluluklarını hesaba kattıktan sonra bile eyaletteki gaz fiyatlarının diğer eyaletlere göre her zaman daha yüksek olmasının nedeninin araştırılmasını 20 yıldan fazladır istiyor.

Yıllar boyunca ilgi, belirli marka istasyonların daha az bilinenlere göre neden her zaman en az 30 sent yüksek fiyatlı olduğu sorularına kaydı. En büyük istasyonlar, genellikle petrol üreten-rafinaj yapan şirketlerin kendileri tarafından işletilmekte.

Mantıken Exxon, Chevron, Shell ve BP istasyonları hem hammadde hem de nihai ürünler elde etmek için muhtemelen daha düşük maliyetlerle tek noktadan operasyon yürütüldüğü için daha düşük fiyatlarla satabilmeli. Genelde marka istasyonlar, kendi yakıtlarının temizlik ve performans konusunda en yüksek standartları karşıladığı yönünde reklam yapar ancak neden daha pahalıya sattıklarını resmen söylemezler.

Ekim ayında Kaliforniya Enerji Komisyonu (CEC) bir rapor yayımladı. Bu raporda marka gaz istasyonlarının, “aynıymış gibi görünen ürünler için çok daha yüksek fiyatlar” uyguladıklarını ve “rakipler fiyatları kolektif olarak sabitlemeye karar verirse bunun yasa dışı olabileceğini” yazıyordu.

Kâr amacı gütmeyen savunma grubu Consumer Watchdog’un başkanı Jamie Court, Los Angeles Times gazetesine verdiği röportajda “(CEC raporunun kullandığı) dil gerçekten çarpıcı. Daha yüksek fiyat uyguluyorlar (gaz istasyonları) çünkü yapabiliyorlar. Aynı benzin gibi ama (CEC’in) bunun için yapabileceği bir şey yok.” dedi. “Bu adamların ham petrolü benzine dönüştürürken ne kadar kazandığını kimse bilmiyor.”

Ve Berkeley Kaliforniya Üniversitesi’nden enerji ekonomisti Severin Borenstein’e göre Kaliforniyalı sürücülerin ödediği bir de “gizemli gaz ücretleri” var.

Bir blog paylaşımında bu ek ücretleri, “daha yüksek vergiler ve çevresel ücretler olması ve daha temiz gaz formülasyonu kullanılması da hesaba katıldıktan SONRA Kaliforniya gaz fiyatlarının ABD’nin geri kalanına göre primi” olarak tanımlıyor.

Western States Petroleum Association'ın sözcüsü Kara Greene, endüstriyi savunmak adına LA Times’a yaptığı açıklamada Kaliforniya’da satılan her galon benzinin ortalama 1,27 dolarının vergi, harç ve iklim programlarına gittiğini söyledi. Bu miktarın ortalama 10 sentinin de eyalet ve yerel (değişebilir) satış vergilerine gittiğini belirtti.

“Belediyeler farklı olacak. Farklı yerlerin farklı satış vergisi var ve benzin için de öyle. Sacramento’da yaşıyorum ve benzinde başka bir kente göre çok daha fazla satış vergisi ödüyorlar.”

Borenstein, sektör grubunun rakamları doğru görünse de benzinden alınan gizemli ek ücretlerin vergi, harç ve iklim programı maliyetlerine ek olarak ayrıca alınan bir ücret olduğunu söyledi. Ve marka benzin istasyonları, Kaliforniya’da marka olmayan istasyonlara göre orantısız bir şekilde daha yüksek ek ücret alıyor, bu da fiyatları daha da yükseltiyor.

LA Times’a yaptığı açıklamada “Ülkenin diğer bölgelerinde ortalama 7 sent fark var, Kaliforniya’daki markalı ve markasız istasyonlar arasındaki ortalama fark ise 23 sent. Bu beş yıl öncesine ait bir veri olsa da meseleyi ortaya koyuyor.” dedi.

“İnsanlar uygun fiyatlar için daha çok gezinip markasız bu istasyonlara gitseydi marka istasyonlar üzerinde fiyatları düşürme baskısı yaratırdı. Ancak Kaliforniyalılar bunu yapmaya pek niyetli gözükmüyor.”

Benzin fiyatlarıyla ilgili bir problem daha var: yararsız tüketici alışkanlıkları.

Nihayetinde gaz istasyonu sahipleri, diğer işletme sahipleri gibi istedikleri fiyatı koymada özgür. Kiralama maliyetleri, piyasa güçleri, yerel farklılıklar ve girişimci ayrıcalıklarının birleşimi, bir istasyondan diğerine – hatta diğer ilçeye – fiyatların belirlenmesine yardımcı olur. Markalaşma ve fiyatlandırma stratejileri de genellikle devreye girer.

Tüketiciler açısından ilgili bir konu da pratiklik. Yoğun bir kavşakta U dönüşü yapmaktan kurtulmak veya yoldan çıkmamak anlamına geliyorsa birçoğu biraz daha fazla ödemeyi tercih edecektir.

Burada tüketiciler, acil olarak kabul edilmeyen yolculukları azaltmaya başlayan polis ve diğer acil servis görevlilerinden bir şeyler öğrenmeye başlayabilir.

Isabella Bölge Şerifi Michael Main, Facebook’ta yaptığı bir paylaşımda “Yardımcılara, telefon aramalarının hangisinin kabul edilebilir olup olmadığını yönetme talimatı verdim. Devam etmeyen aramalar, yaşam tehdidi bulunmayan aramalar, kanıt toplamayı veya belgelemeyi gerektirmeyen aramalar gibi.” dedi.

Buna ek olarak geçenlerde Allegan Bölgesi Şerifliğinden Teğmen Bretton Ensfield, departmanın, memurları arabalarını rölantide çalıştırmaktan ve gereksiz yolculuklar yapmaktan kaçınmaları konusunda uyardığını söyledi.

“Bir görevlinin ihbar gelen yere 30 km sürmesi yerine ihbarın 10-15 dakika beklemesi veya daha yakındaki bir arabanın gitmesi gerekebilir.”

Sendikalar, işyerinde bulunması zorunlu olmayanlar için evden çalışma sistemine dönmeleri konusunda işverenlere baskı yapabilir. Evden çalışma, yaz mevsiminde serinletme açısından biraz daha yüksek fatura anlamına gelebilir ancak yakıt tasarrufu yine de daha önemli.

Ne derler bilirsiniz, kral tüketicidir. Tüketici istemezse petrolde talep yıkımı olmaz.

Benzincide iyi şanslar.

Petrol: Fiyat Görünümü ve Haftalık Kapanış Fiyatları

Brent Cuma günü 1,14 dolar düşerek 121,93 dolarda kapattı. Hafta bazında ise %1,8 arttı ve dört haftalık dönem için %9 değer kazandı.

Çarşamba günü Brent, Ukrayna’nın işgalinden sonra 9 Mart’ta 130 dolar üzerine çıkarak 14 yılın zirvesine ulaştığından beri ilk kez 124,38 dolara yükseldi. Küresel ham petrol göstergesi bu yıl şimdiye kadar %57 yükseldi.

WTI, Çarşamba günü üç ayın zirvesi 123,15 doları gördükten sonra 1,04 dolar düşüşle 120,47 dolara geriledi. Hafta bazında ABD göstergesi %1,8 ve yedi haftalık dönem için %18 artış yaşadı. Bu yıl şimdiye kadar %60 üzerinde değer kazandı.

skcharting.com’dan Sunil Kumar Dixit’e göre WTI, “potansiyel olarak ayı eğilimli bir DOJI oluşumunda”.

“Haftalık 73/68’lik bir stokastik okuma ve 68 puanlık Göreli Güç Endeksi’ndeki (RSI) pozitiflik, haftalık ayı bir DOJI kapanışı ile teknik bir tezat oluşturuyor.”

Önümüzdeki hafta 120 doların altına istikrarlı bir düşüş, petrolü 118 ve 115 dolarlara çekerken 120 dolar üzerindeki bir hamlenin, 121,50 dolara doğru sınırlı bir artış ivmesi gösterebileceğini söylüyor Dixit.

“123 doları tekrar test etmesi için ufak bir olasılık görüyoruz ancak bu artış yönlü hareket fiyat aksiyonu ile sağlanırsa 126 ve 130 dolar seviyelerine boğa ataklarını bekleyin.”

“Daha yüksek olasılık ise düşüş yönlü bir düzeltme; 118 dolar altında belirleyici bir kırılma, WTI’nın 115 ve hatta 113 dolara kadar düşmesine yol açabilir.”

Altın: Fiyat Görünümü ve Haftalık Kapanış Fiyatları

Ağustos vadeli ön-ay sözleşmesi Cuma günü dört haftanın en yüksek seviyesine doğru ralli yaptı ve 1.880 dolara çok yaklaştı. Nihayetinde günü 22,40 dolar artışla 1.875,20 dolarda bitirdi.

Hafta bazında %1,2 değer kazandı.

Dixit altının, ABD’de enflasyonun 40 yılın yeni zirvelerinde olduğunu gösteren verilerin tetiklediği yüksek volatilite ortamında en iyi haftalık artışlarından birini yakaladığını belirtti.

“Altın, 1.850 doları aşarak 1.876 dolara ve 1.970 dolar olan 50 Günlük Üssel Hareketli Ortalama’nın üzerine doğru koşarken kısa pozisyonları kapatmak isteyen alıcıları ve ayıları çekerek 1.825 dolarlık kritik destek seviyesine düştü.”

Dixit altının 29/25 haftalık stokastik okumasının ve RSI boğa pozisyonunun, 1.893 dolara doğru daha yüksek bir bacak için 1.855-1.845 dolar arasında bir konsolidasyonla yükselişin devam edeceği anlamına geldiğini söyledi.

“1.893 dolar üzerinde altında istikrar görüldüğünde 1.910-1.935 doları hedefleyen destek bölgesi bu 1.850-1.870 dolar aralığı olacak.”

“1.893 dolar üzerinde kalamaması, kısa vadede artış yönlü çıkış yapabileceğini gösteren yapıya zarar verebilir ve sarı metal, 1.855-1.840 dolar aralığına, ayı trendinin devam edebileceği noktanın altına düşebilir.”




3 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör