Kıymetli Madenler & Enerji – Haftalık Değerlendirme ve Gelecek Takvimi

Fed’in Temmuz ayı faiz artırımı ve ABD’nin zaten resesyon bölgesinde olmasıyla birlikte petrol piyasasını meşgul eden bir şey kaldı – OPEC+’nın önümüzdeki haftaki toplantısı. Cuma günü paylaşılan kişisel tüketim harcamaları endeksindeki (PCE) yükselişin ardından altınla birlikte ilgi dolar ve tahvil getirilerine dönecek. OPEC+, Eylül ayı üretim kotasını belirlemek üzere Çarşamba günü bir araya gelecek. Şu ana kadarki haber raporları, OPEC+’nın Eylül ayı için üretimi ya olduğu gibi bırakacağı ya da çok az artıracağı yönünde. Başkan Joe Biden Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman’ı (MbS) ziyaret edeceği zaman, çoğu medya kuruluşu bunu, Suudilerin petrol konusunda iyi niyet göstergesi ile karşılanacağı bir ziyaret olacağı şeklinde pompalamıştı ve böyle bir jestin olmayışıyla da görevin başarısız olduğu anlatısı yarattı. OPEC’in gerçek niyetlerini ve bunların üretim hedeflerine nasıl yansıdığının yanı sıra diplomatik girişimleri harekete dökmenin ne kadar sürebileceğini doğru biçimde anlayan herkesin beklentisi, medyayla kıyaslandığında çok daha farklı olurdu. Buna, üretimde yapılacak bir artışın zaman içinde kademeli şekilde olacağını başından beri açık açık söyleyen Beyaz Saray yetkilileri de dahil. OPEC+’yı iyi tanıyan herkes, ittifakın üretim konusunda ana kaldıraçları Suudiler tutarken Suud Hanedanı ile Kremlin – özellikle de veliaht prens ile Vladimir Putin – arasındaki samimi ilişkinin göz ardı edilmemesi gerektiğini de bilecektir. Rusya devlet başkanı, Ukrayna’ya yönelik savaşında ABD’nin hiçbir şekilde fayda görmesine izin vermemeye kararlı. Buna, Moskova’nın petrol üreticisi bir ittifakı ile sağlanan faydalar da dahil – hele de Batı yaptırımları, Rus ham petrol fiyatlarında büyük indirimlere yol açmışken. Biden’in bu petrolün fiyatına üst sınır koyma çabasından bahsetmiyorum bile. Biden’in ziyaretinin üzerinden bir hafta geçmemişken beklendiği gibi Putin, OPEC+ ruhuna sahip iki ülke arasındaki iş birliğinin devam etmesinin önemini hatırlatmak üzere Veliaht Prens MbS ile görüştü. Dahası Rusya Başbakan Yardımcısı Alexander Novak, Moskova’nın yaptığı bir açıklamanın ardından Cuma günü Suudi Arabistan’ın Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Salman ile bir araya geldi. Moskova’nın açıklaması şöyleydi: “Rusya ve Suudi Arabistan, piyasa istikrarını ve küresel petrol piyasalarındaki arz ve talep dengesini korumak adına OPEC+ anlaşmasının hedeflerine sıkı sıkıya bağlı olmaya devam ediyor.” Ancak MbS hassas bir konumda. Biden’i güzel bir şekilde karşılayan MbS, başkan ile arasında devam eden soğuk savaşı çözmeye kapı araladı. Zamanında CIA’in, veliaht prensin emriyle öldürüldüğünü söylediği Suudi doğumlu ABD’de yaşayan gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinden dolayı Biden, prensin krallığını parya yapmaya yemin etmişti. Suudiler tabii ki bu suçlamayı reddetmişti. MbS, Yemen ihtilafında Riyad’a ABD’den daha güçlü bir destek görmek de istiyor. Hem veliaht prens hem de BAE’deki mevkidaşı Muhammed bin Zayed Al Nahyan, önceleri Biden’in kendilerine karşı kayıtsızlığından ve İran’ın füze programı ve bölgesel yetkileriyle ilgili Körfez ülkelerinin endişelerini ele alamamasından dolayı hayal kırıklığına uğramıştı. Biden’in ziyareti ile her şey umut verici bir şekilde değişmiş görünüyordu. Biden ziyareti öncesinde OPEC+, üretimi Haziran ayına göre %50 artırarak Temmuz ve Ağustos ayları için günlük yaklaşık 650.000 varile çıkarmıştı. Eğer bu miktar Eylül için de geçerli olur veya günlük 10.000-20.000 varil arası artarsa bu, ittifak açısından yine de iyi ve Biden için ölçülü de olsa bir kazanım olacaktır. En önemlisi OPEC+, bu noktada üretimi düşürmemeli. Ve Mart ayında Ukrayna’nın işgaliyle birlikte 140 doları görüp geçen hafta 100 doların altına düşen ham petrol fiyatları, düşmeye devam ettiği takdirde bunun gerçekleşme tehlikesi var. Normalde OPEC+, pandemi dönemindeki üretim kesintilerini gelecek aya kadar bitirmiş olacaktı. Şimdi, üretimle ilgili bir yol ayrımında. Petrol: Fiyatlar ve Piyasa Faaliyeti WTI Cuma günü, bu hafta içinde üçüncü kez yükseldi ancak yine de haftayı 100 doların altında ve Temmuz ayında art arda ikinci kez düşüşle bitirdi. Brent ise üç haneli fiyatlarda kaldı ancak Temmuz ayını düşüşle kapattı. Eylül ayı WTI sözleşmesi, Cuma günü 2,20 dolar artışla 98,62 dolara kadar ulaştıktan sonra nihai ticaretini 98,30 dolarda yaptı. Hafta bazında Eylül ayı WTI, önceki üç haftayı %13 düşüşle bitirdikten sonra %4,1 yükseldi. %7,4 düşüş yaşadığı Haziran ayı sonrasında ise WTI, Temmuz ayını %7,2 zararla bitiriyor. Ekim vadeli Brent, 2,14 dolar artışla 103,97 dolar olduktan sonra 104 dolara yerleşti. Hafta bazında, geçen hafta yaşadığı %2,7’lik artışa yenisini ekleyerek %5,7 yükselişle kapandı. Öncesinde ise Brent, beş hafta boyunca toplamda %17 değer kaybetmişti. Haziran ayında %5,7 düşüş yaşayan Ekim vadeli Brent, Temmuz ayını yaklaşık %4,5 azalarak bitirdi. Petrol: WTI Fiyat Görünümü skcharting.com’da kıdemli teknik stratejist olan Sunal Kumar Dixit, WTI’nın haftalık seviyelerinin en azından teknik açıdan yükselmeye devam edeceğine işaret ettiğini söylüyor. “Fiyatlar, 93,08 dolar olan 50 Haftalık Üssel Hareketli Ortalama’nın (EMA) üzerinde olmaya devam ettiği sürece ivme de 101,87 dolarda haftanın zirve bir seviyeyi tekrar test etmek üzere artabilir.” diyen Dixit, bu hamleyi 62,45-130,50 yönlü hareketin %38,2’lik Fibonacci seviyesindeki geri çekilmesi ve 107 dolarlık haftalık orta Bollinger Bandı’na doğru gitmesi olarak yorumladı. Ancak WTI’nın Temmuz ayını zayıf bir şekilde kapattığına bakınca Dixit, negatif çakışma ile devam eden 53/65 stokastik okumaya değinerek aylık grafiğin yine de ayı bir görünüme işaret ettiğini söyledi. “93,08 dolar olan 50 Haftalık EMA altındaki bir zayıflık, 90,58 dolara doğru satışları çekecektir.” Altın: Fiyat ve Piyasa Faaliyeti Ağustos vadeli altın, Cuma günü 12,60 dolar artışla 1.762,90 dolar olduktan sonra nihai ticaretini 1.764 dolarda yaptı. Seans içinde gördüğü en yüksek seviye 1.765,85 dolardı. Hafta bazında %2,1 ile 25 Şubat haftasındaki %4,2’lik artıştan bu yana gördüğü en büyük artışı yaşadı. Ağustos sözleşmesi bittikten sonra Aralık vadeli sözleşme, gün bazında 12,60 dolar artarak 1.781,80 dolara ulaştı. Aralık vadeli altın için zirve, 1.784,60 dolardı. OANDA’dan analist Ed Moya, Fed’in daha küçük faiz artırımları ile devam edeceğine yönelik projeksiyonlardan dolay dolar ve tahvil getirileri daha da düşerse altının 1.800 dolara kadar artmaya devam edebileceğini söyledi. Perşembe günü Ticaret Bakanlığı, ABD’de GSYH’nin ikinci çeyrekte %-0,9 negatif büyüdüğünü gösterdi. İlk çeyrekte de %1,6 küçülmüştü. Art arda iki çeyrekte de küçülme olması, teknik olarak ekonominin resesyona girdiği anlamına geliyor. Ancak PCE, Haziran ayına kadarki yıl içinde %6,8 büyüdü. PCE’nin Haziran ayında artış yaşaması, kırk yılın zirvesinde olan enflasyonun acımasızca devam ettiğine ve Fed’in bu yılki dev faiz artırımlarını bitirmemiş olabileceğine işaret etti. Merkez bankası Mart ayından beri dört kez faiz artırdı ve 75 baz puanlık son iki artış, 28 yılın en büyük artışı oldu. Altın: Fiyat Görünümü Dixit, 1.765 dolar ile ikinci haftayı da yükselişle kapatmadan önce ivmenin 1.750 doları aşmasına ve “sihirli seviye” 1.768 doları geçmesine yardımcı olduğunu söyledi. Haftalık Göreli Güç Göstergesinin 32’den 41’e çıkarak yükselişe geçtiğini ve 33/17 stokastik okumalarının belirleyici bir toparlanma oluşturduğunu söyledi. “Ana hedef 1.830 dolarlık 50 Haftalık EMA ile 1.831 dolar olan 100 Haftalık Basit Hareketli Ortalamanın (SMA) birleştiği teknik bölge.” Dixit, günlük grafiğin destek seviyesi olarak 1.735-1.725 doları gösterdiğini söyledi. “Şu an 96/89 olan günlük stokastik, aşırı alım bölgesine doğru ilerliyor ve 1.777-1.785-1.805 direnç kümesinde kısa vadeli bir düzeltmeye yol açabilir. Bu da fiyatların 1.735-1,725 dolara düşmesiyle sonuçlanabilir.

Yorumlar (2)

13 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör